19’luk genç köşe yazarı


 80’li yılların sonu, 90’lı yılların başındaki efsane oyuncularımızın büyüklerimize futbolu sevdirdiği dönemlerde henüz yeryüzünde değildim fakat büyüklerimden bu efsaneleri hep duydum. Bu isimlerle tanışmak hep dileklerimdeydi, kasetlerini izlerdim, futbolla alakalı büyüklerime sorardım, kartvizitlerini toplardım. Şimdilerde ise bizimle aynı nefesi soluyan hemen hemen herkesle çokça samimiyim. Her şey yazar sıfatını almakla başladı, elin daha bir geniş oluyor. Günümüzün popüler mesleğinden olan yazarlık, aslında hiç de kolay bir iş değil fakat bir yerden sonra zevke dönüşüyor. Medyada hiç kimsem yoktu, ‘yazar olacaksın’ deselerdi gülerdim. Yazmak benim için çok büyük zevk  idi; 2000’li yılların başıydı, daha yeni tanıyordum A, B, C harflerini, o günlerde bile hep bir şeyler yazardım; öyle ki hatırı sayılır romanlar yazdığım da oldu. Diyorum ya; benimki kocaman bir sevdaydı, hiçbir yerde sergilenmemiş olsa da seviyordum yazmayı. İlkokul niteliğinden orta kademeye henüz yeni geçiş yaptığım dönemlerde okul adına makaleler yazardım. Bir yarışma için üç makale hazırladım, üçü de farklı kategoride birinci oldu. Yerelde ilgi odağı olunca, Adana’dan başladım şu koca yolculuğa…

Bakıyorum; sosyal medyada, ‘bu genç iyi yazıyor ama nasıl yazar oldu?’ gibisinsen esintiler geçiyor. Edirne’den Kars’a, Samsun’dan Hatay’a memleketimin her bir yanında akşam kapısı kapanan nice evde, kızlı erkekli tüm gençler yazar olmanın hayalini kuruyor. Her şey ‘bitti dediğin’ anda başlıyor, hiç ümidimizi kesmeyelim. Bir baktık siz de şu sektörün içinde yer alırsınız, kim bilebilir ki?

Derler ya, her kışın sonu bahardır…

Aslında futbolcu olmak istiyordum, çok da çalışıyordum. Şans işte, elin kırılır Fenerbahçe’nin kapısından dönersin sonra bir bakarsın sana yeni bir kapı açılır. İmkansız dediğin meslek karşına çıkar, ‘ben seni sevdim, sen de beni sev güzel işler yaparız’ der. Hiç düşünmeden futbolu bıraktım, yazarlık kısmına geçtim. Böylesi daha zevkli oluyor, sanki futbolcuların ağabeyisin de onları eleştri bombardımanına tabii tutuyorsun. Halen süper ligden teklifler var ama hiç dönesim yok. Hayallerimi taçladıran meslek elimde ya…

Yazarlık bana da imkansız göründü diye topun peşinden koştum, oysa yazar olmak daha kolay. Futbolcu olarak, bütün ölmüş değerlerine küfür edilmesini göze alma psikolojisini de geçmek zorundasın. Hiç kimse istemez ailesine, büyüklerine küfür edilmesini ama bir nevi kriz ya tribünlerdeki büyüklerim hemen de başlar argolamaya. Keşke spor, adı gibi spor olsa. Olsa da sporu çok sevsek…

Nerede şu ‘sağlık’ terimi? Nerede saglıklı olmak için yapılan spor?

Hazır sağlığa değinmişken; yaklaşık 2 aydır yazılarıma devam etmememin sebebi: sağlık problemimin nüksetmesidir. 

Neyse ki atlattım…

Yazar olmak isteyen kardeşlerime tavsiyem; çok çalışsınlar, ümitlerini kesmesinler. Her şey göründüğü gibi değildir, yalnız medyaya giriş yapılan ilk aşama biraz zor oluyor. O da acemi niteliğini andırdığı için…

Genç bir yazar olduğum için, insanlar haddince şaşırıyor. Elbet ben de şaşırırdım. Demek ki, ‘kendine güvenince oluyormuş’…

Değerli yazar Stephen King diyor ya “okumaya vaktiniz yoksa, yazmaya da vaktiniz yoktur demektir. Bu kadar basit…” kesinlikle haklı, zira okumayan kişi yenilikleri keşfedemez… 

bu yolda en temel prensip: bol bol okumak, okumak, okumaktan geçiyor. 

Gerisi Allah kerim…

Son dönemlerde internet dünyasının gözde konularından olan ‘genç yazarlar’ terimine benim de katkım olsun istedim. Dolayısıyla bu hafta maç yorumlamayacağım.

Haftaya görüşmek dileği ile…

Dipnot: Benimle bire bir görüşmek isteyenler, mbeiletisim@gmail.com uzantılı şahsi adresim ile ulaşabilirler.

9 Şubat 2015 tarihli Vatan gazetesi yazısı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir